
Torba Yasa Hakkında
TORBA YASA İPTAL EDİLMEDİ!
HUKUKSUZLUK HUKUKLAŞTIRILARAK İŞÇİLER GÖNDERİLECEK
Torba yasa uygulaması ikinci kez ertelendi. İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelge ile uygulamanın aksaklıklardan dolayı ikinci bir genelgeye kadar ertelendiği duyuruldu.
Aslında Torba yasa içinde belediye işçilerinin tasfiyesini sağlayan kanunun ertelenmesi ile çıkarılan kanunun ne kadar yanlış ve hak gaspı yarattığı da açığa çıkmaktadır. Üstelik İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi ile yanlış ve haksız uygulama bizzat bakanlık tarafından da kabul edilmiştir. Bakanlıktan yapılan açıklamada “uygulama ile kanun arasında yaşanan eksikliği tespit ettik, bunun düzenlenmesi gerekiyor” denilerek kanundaki kanunsuzluğa işaret edilmektedir.
Torba yasa ile ortaya konulan ihtiyaç fazlası ve norm kadro fazlası ile belirtilen koşul kendi içinde eşitlik ilkesine uymamaktadır. Erteleme de tam buradan yapılarak haksız uygulamaya kılıf bulunmak istenmektedir. Oysa bu kanun uygulandığı sürece asla hukuktan ve eşitlikten bahsedemeyiz.
Neden mi?
1. Çıkan kanun belediyelerde norm kadro fazlası olan işçileri göndermektedir. Oysa belediyede norm kadro hangi işçiler için uygulanıyor, bu kadro sayısını kim belirledi? Sorularına vereceğimiz cevapla kanunun özü anlaşılmış olacaktır. Bilindiği gibi 2008 yılında çıkan belediyeler kanunu ile her belediyedeki kadrolu işçi sayısını bakanlık belirledi. Bu sayıya da “norm kadro” sayısı denildi. Bunun dışındaki tüm işlerin yapılması için belediyeler hizmet satın alabilir denilerek taşeronlaşma yasallaştırıldı.
Ancak kanun norm kadro sayısını sadece kadrolu (sendikalı) işçiler için geçerli sayıp bunun dışındaki hiçbir işçiyi bu kapsama almamaktadır. Peki belediyelerde taşeron ve başka kapsamda alınan işçiler kim, (4b-4c ) bunlar neden toplamda sayılmıyor, neden sadece kadrolu işçiler norm sayısı içine alınmaktadır?
Kanunun ile mevcut sendikal örgütlülükler dağıtılmak ve güvencesiz bir alan yaratılmak istenilmektedir. Bu alanın seçilmesi ise özellikle bugün açısından giderek önem arz etmektedir. Hizmet iş kolunun günümüzde önemi giderek artmaktadır. Bu alanın güvenceli kalmasının bütün alanları etkileyeceğini gören sermaye esas olarak buradan tasfiyeyi sürdürmek istemektedir. Tasfiye en genel anlamda sendikal örgütlülüğe yönelik operasyondur. Sermaye açısından dizayn edilmek istenilen alanın hizmet iş kolu olması iktidarın saldırı okunu bu yöne çevirmiştir.
2. Kanunda ihtiyaç fazlası olan işçiler gönderilir denmektedir.
İhtiyaç fazlası kavramı mevcut belediye yönetimlerince her yere çekilebilirdir/çekilmektedir. Kanun çıkmadan önce 5 ilde uygulan sürgünlerle görülen durum şudur ki “ihtiyaç fazlası” kavramı adeta belediye başkanların iştahını kabartmaktadır.
Çünkü belediyede çalışan her işçi belediye yönetimlerince ihtiyaç fazlası olabilir. Bu konuda bir düzenleme bulunmamaktadır. Belediye Başkanları için farklı düşünen, hakkını arayan, kısacası istemediği herkes ihtiyaç fazlası olabilir ve yasa kapsamında gönderilebilinir.
Burada ortaya çıkan asıl önemli nokta birinci noktada bahsettiğimiz sendikal örgütlülükleri dağıtarak güvencesiz bir alan yaratılması girişimidir. Bu da bu kanunun özünü oluşturmaktadır. İhtiyaç fazlası da buraya işaret etmektedir. Hangi belediyede işçi belediye başkanına ya da yönetimine karşı direnmişse, hakkını aramışsa ilk fırsatta zaten işten çıkarılıyordu ya da sürülüyordu. Şimdi ise çıkan kanun, belediye başkanlarının eline satırı vermiş işçinin de elini bağlayarak “istediğinizi kesebilirsiniz” demektedir. Bu düzenleme tüm belediyelerde sendikal kadroların tasfiyeyle karşı karşıya bulunması anlamına gelmektedir. Bu tablo işçiler arasında herkesin daha fazla işverene yakınlaşmasını sağlamaktadır. “Kim işverenlere yakınsa o işçi bu saldırıdan daha az payla kurtulur” fikrini düşündürerek işçinin bilincine müdahale edilmektedir. Bu operasyon, bundan böyle bu alanda işçilerin nasıl tasfiye edileceğini de göstermektedir. Birlikte davranma olanaklarını azaltmakta, dayanışma kültürünü bitirmektedir. Kalanların bireyci kültürünü büyütürken gidenlerin ise birlik olanağını zayıflatmaktadır. Kısaca yasa sadece işçilerin gönderilmesi olarak anlaşılmamalıdır, yasa aynı zamanda uzun vadeli mücadele etme ve dayanışma olanağını da ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Üstelik kanunun uygulanması öncesi yeteri kadar mücadele edilmemesi bugün hükümetin daha rahat davranmasını sağlamaktadır.
HASAN GÜLÜM
BELEDİYE İŞ SENDİKASI İSTANBUL 2 NOLU ŞUBE BAŞKANI

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...








