
Basın-Bizim Kocaeli:Dinime küfreden….
Türkiye’deki en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş’in, sınıf hareketini açısından tahrip edici olduğu inkâr edilemez. Bu gerçek, elbette ki diğer konfederasyonların sınıf çıkarları doğrultusunda bir tutum almalarına engel değildir.
Dinime küfreden….
Nuray ÖZTÜRK BizimKocaeli Gazetesi
‘ Dolayısıyla izledikleri uzlaşmacı, teslimiyetçi çoğu zaman açık ihanete varan tutumlarına, Türk-İş’in olumsuzluğunu gerekçe yaparak kendilerini temize çıkaramazlar.’Şükrü Günsili’den alıntıladığım bu cümleyle başlama gereği hissetmemin sebebi şu; Hak-İş Konfederasyonu Başkanı Salim Uslu önceki gün ilimize gelerek Türk-İş’le ilgili bir dizi açıklamalarda bulundu. Türk-İş’i hedef tahtasına koydu, hop oturdu hop kalktı.
Salim Uslu, Türk-İş’i ve satır aralarında DİSK’i bir çırpıda harcadı ama kendi konfederasyonlarını es geçti. Uslu’nun yarım bıraktığı ve üzerini atladığı bazı konuları ben tamamlayım.
Toplantı da Türk-İş’in 12 Eylül döneminin ürünü olduğunu ve dönemin generallerine güdümlü olduğu iddia edildi.
Uslu ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Aslan’ın şikayetçi olduğu ‘güdümlü sendikacılığın’ en çarpıcı örneği Orman Bakanlığı’nda yaşandı. Bakanlığa bağlı iş yerlerinde 18 bin geçici işçi bir çırpıda Hak-İş’e geçirildi.
Tek Gıda-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu ÇAYKUR ve Hava-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Teknik AŞ’de işçiler, Hak-İş’e geçirmek için bin bir türlü dolaplar çevrildi, çevriliyor.
Uslu bunlardan bahsetmedi.
Uslu, Türk-İş’i çok istediği sendikalar yasasının çıkmasını istememekle ve ikiyüzlülükle suçladı, ama AKP hükümeti tarafından çıkarılmak istenen sendikalar yasasında grev yasakları, grev ertelemeleri, yetki kısıtlamalarının devam ettiğinden bahsetmedi. AB ve İLO standartlarında bir yasa olmadığı için çıkarılmasına karşı çıkıldığından söz etmedi.
Soruyorum hangisi iki yüzlülük…
İLO standartlarında bir sendika yasası çıkmasını istemek ve ciddi eksiklikleri olan yasaya itiraz etmek mi? Yoksa bu eksiklikleri örtbas edip, bir konfederasyonu karalamak mı?
Bir diğeri konu ise Uslu, Türk-İş’i işçiye ihanetle suçladı ama en büyük ihaneti kendilerinin yaptığını, işçi sınıfı açısından hayati öneme sahip, iş güvencelerinin bel kemiği olan kıdem tazminatını tartışmaya ilk açanın Hak-İş’in yani kendilerinin olduğunu söylemedi. Patronların bile gündeme getirmeye cesaret edemediği bir dönemde Ekonomik Sosyal Konsey’e ‘Sosyal Model Önerisi’ ismiyle bir paket götürüldüğünden, bu pakette kıdem tazminatını ‘kıdem tazminatı fonu’ kurmak bahanesiyle kaldırılmayı talep ettiklerinden bahsetmedi. Patronlara ‘yıllardır istiyordunuz tam zamanı gelin alın’ mesajı verdiklerini ise hepten unuttu. Tıpkı Türk-İş’in, “Kıdem tazminatına dokunmak genel grev sebebidir” diye alınmış bir genel kurul kararı olduğunu atlandığı gibi….
Soruyorum sizce kim emek düşmanı….
Uslu, Hak-İş’in hedefine koyduğu işyerlerinde örgütlenme çalışması yürütmek yerine iş kollarına itiraz ederek kolaycılığa kaçtığından ve yasalardaki boşluktan yararlanarak, iktidarında desteğiyle yetki aldığından bahsetmedi. Örneğin Tek Gıda İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Tekel’de ve Hava-İş’in örgütlü olduğu Teknik AŞ.’de, Maden-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu iş yerlerinde iş kolu itirazında bulunarak, işçileri nasıl mağdur ettiğine değinmedi. Hele hele bu itirazların işverene nasıl yaradığından ise hiç bahsetmedi.
Türk-İş’i Çaykur’un ortağı olmakla, işçi patronluğu yapmakla suçlayan Uslu, “Özelleştirme kaçınılmazdır” diyerek, özelleştirmeyi patronlardan daha çok savunduklarını Kandemir ve İsdemir özelleştirmelerinden pay kapmak için adeta kıvrandıklarını unuttu.
Şimdi soruyorum sizce kim zavallı….
Sayın Uslu’nun Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’nun bile açıktan söylediği AKP’nin kendi salonlarında kurulduğu gerçeğini kullanarak, yandaş sendika olmadığı savunusu gerçeklerin üstünü örtmeye yetmez.
Türk-İş ve DİSK yapılan tüm eleştirilere rağmen bu ülkede hak kazanımları ve sınıfa yönelik saldırılar noktasında yaptığı eylem ve etkinliklerle demokratik tepkisini ortaya koymuş. Saldırıların kimini geri püskürtmüş, kimini püskürtemese de tartışılmasına neden olmuştur. Peki ya Hak-İş bu güne kadar hangi demokratik tepkinin içersinde yer almış ya da öncülük etmiştir. Ben hatırlamıyorum ya siz..
Türk-İş’in içersinde mücadeleci, sınıf sendikacılığından yana sendikacılar ve sendikalar halen vardır, peki aynı şeyi Hak-İş içinde söylemek mümkün müdür?
Salim Uslu, saldırarak gerçeklerden kaçacağını sansa da örgütlenme mücadelesiyle var olamayan Hak-İş ve bağlı sendikalar, bugün ‘yandaş sendika’ kontenjanından yararlanmaktadır. Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananların adı da budur.
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ile bağlı sendika yöneticilerinin işçinin kafasını karıştırmak için yaptıkları açıklamalar, asıl gerçeğin üstünü örtmek için yapılmıştır. Bu gerçekte Türk-İş ve bağlı sendikaların örgütlü olduğu yerlerdeki işçilere yapılan sendika değiştirme baskısı, KESK’e yapılan operasyonlar, ilimizde bire bir şahit olduğumuz belediye işçilerine yapılan baskı ve zulmün altında yatan gerçektir. Sermaye ve işbirlikçisi AKP, karşısında dik durabilecek bir sendikal yapı istememektedir. Bu nedenle Hak-İş’i piyon olarak kullanılarak, kıdem tazminatı gibi kazanımları geri alma hesabı içersindedir.
http://bizimkocaeli.com.tr/NurayOZTURK/1386/Dinimekufreden…..html
2009-06-03
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...








