
Basın-Demokrat Kocaeli: Karaosmanoğlu'nun demokrasi ayıbı
BELEDİYE-İŞ Sendikası'nın 3 aylık direnişi, yalnızca bir sendikal mücadele değildi.
Karaosmanoğlu'nun demokrasi ayıbı
12 Temmuz 2009 Tanju Cılızoglu-Kocaeli Demokrat
KENTTE bir işçi hareketi yaşanıyor.
Direniş çadırı kuruluyor. İmzalar toplanıyor. Gökte, denizde eylem var.
İşin hüzün veren yanı da “demokrasiye inandığını” söyleyen ama her fırsatta inancını dağa kaldıran bir siyasi anlayışın erk olmayı becermeyişi.
29 Mart seçimlerinden Kocaeli'nde CHP'nin yanlışları nedeniyle galip çıkan AKP'nin Büyükşehir Belediye Başkanı'nın demokrasiye inanmaması. Demokrasiyi kendi seçildiği sürece kabullenip başka anlamlarda uygulayıp uymaması.
Üç bin Belediye işçisi 29 Mart sonrası işe geldiklerinde bölüm ve kısım amirleri diyor ki:
“Hemen gidin Belediye-İş Sendikası'ndan noter tebliği ile ayrılın. Yoksa iş başı yapamazsınız.”
İşçiler bu emri alınca işlerini kaybetmek korkusu ve kaygısıyla notere koşuyor, istifalarını veriyorlar.
Tabii burada elindeki gücü bireyin onurunu kıracak anlayışta totaliter bir tavırla kullanan Büyükşehir Belediyesi'nin seçilmiş erki elbet ayıplı. Ama birey olmanın özgün işlevselliği ile bu onur kırıcı tavra “evet” diyen işçilerde sonuçtan sorumlu.
Demokrasiye varmak için bedel ödeyeceksiniz. Türkiye'de tüm sınıf ve kesimler elde ettikleri hiçbir hakkı bedel ödeyerek sağlamadılar. Her şey herkese altın tepsi içinde sunuldu.
Mustafa Kemal ve arkadaşları padişahın idam fermanını boyunlarında taşıyarak Kurtuluş Savaşı'nı yaptılar ve Osmanlı ümmetinden bir millet ortaya çıktı. Dünyada bu aşamayı yaratan uluslar ciddi bedeller ödediler.
Bizim belediye işçileri sendikaları ile elde ettikleri hakları çok kolay sağladılar. Bu nedenle statükoyu korumak adına onurlarını ve sınıf bilinçlerini küçücük bir uyarı, küçücük bir kurnazlıkla hemen askıya alıveriyorlar.
İşçi direnişi ile mücadeleye başlıyor.
Karaosmanoğlu'nun özü kurnazlığa dayalı tavrı duvara çarpıyor. Toplumun sosyal baskı karakteri ile karşılaşınca da hemen çark ediyorlar.
İşçilerin bir kısmı direnci görünce tekrar sendikalarına geri dönüyor.
Bütün sorun dönmeyenler. Hala dönmeye korkanlar.
“Efendim çoluk çocuğun ekmek parası”
Elbette. Bunu biz de biliyoruz. Ama “rağmen direnmek ve sınıf bilinci ile hakkını aramasını bilmek.” İşte onur bu.
İşte sınıf bilinci bu... Verileni alacak. “Hakkım” diyeceksin ama hakkına tuzak kurulduğunda ürkek tavşan gibi pısıp kaçacaksın.
Bunu yapan işçiler ekmeği nasıl böler, çocuklarının arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarlar?
“Biz işçiyiz, emekçiyiz” nasıl derler?
Bu yapı yarın şike sendikayla haklarına çizik atarsa o zaman kime gidecek, kimden destek isteyecekler?
Bütün yazarlık zamanlarımda hep emekten yana mücadele verdim. Bedel ödedim. Ama korkaklığa hiç prim vermedim.
Hakkını savunmayan, teslim eden bedel ödemeli. Hem de mutlaka ödemeli.
Belediyede tekrar sendikalarına dönenlere sözüm yok.
Ama dönmeyenler bu kentin yüzüne nasıl bakacaklar?
Tabii AKP yerel yöneticileri ben yaşadıkça sakın ola ki demokrasi sözcüğünü hiç mi hiç ağızlarına almasınlar.
Ülkede tüm darbeler bile demokrasi adına yapıldı.
İyi de demokrasiyi dağa kaldırıp izbeye götürenler ne yapıyor? Adımlarına bir sözcük alınlarına bir yafta bulsunlar...

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...








