
Nihat Yurdakul Eğitim Genel Sekreteri Seçildi
Türk-İş’in 20. Olağan Genel Kurulu toplandı:Sendikamızın Genel Başkanı Nihat Yurdakul Türk-İş Genel Eğitim Sekreterliğine seçildi...
Türk-İş’in 20. Olağan Genel Kurulu 6-9 Aralık tarihleri arasında Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonunda yapıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başbakan R.Tayyip Erdoğan, Ana Muhalefet Parti Temsilcisi Cevdet Selvi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, diğer parti başkanları ve temsilcileri, milletvekilleri, yerli ve yabancı çok sayıda sendikacı, demokratik kitle örgütleri ve çeşitli meslek kuruluşlarının katılımıyla gerçekleşen kongrede Divan Başkanlığına Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Çetin Altun getirildi.
Salih Kılıç’ın yaptığı açış konuşmasından sonra kürsüye gelen TBMMBaşkanı Köksal Toptan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve yurt dışında olduğu için kongreye 2. gün katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; Türkiye işçi hareketi içinde Türk-İş’in önemine vurgu yapan konuşmalar yaptılar. Kongrenin birinci günü Ana Muhalefet Partisi CHP Temsilcisi Cevdet Selvi ve diğer parti temsilcilerinin, yerli ve yabancı konukların konuşmaları ile tamamlandı.
Yurdakul: “Türk-İş’in hedefi, bedeli ne olursa olsun iş güvencesi ve hak grevi olmalıdır.”
Kongrenin ikinci ve daha sonraki günlerinde Türk-İş’e bağlı sendika genel başkanları ve temsilcileri, delegeler görüşlerini açıkladılar.
Sendikamız adına konuşan Genel Başkanımız Nihat Yurdakul en çok ilgi çeken konuşmacılardan biriydi. Ana hatlarıyla Türk-İş’in dört yıl performansını değerlendiren Sendikamızın Genel Başkanı Nihat Yurdakul, irticalen yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Çok değerli konuklar,
Kıymetli delege arkadaşlarım,
Belediye-İş örgütü adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime divan’a teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Divan Başkanımız Sayın Çetin Altun’la sabah ayak üstü yaptığımız sohbette kongre salonuna delegeler haricinde kimsenin alınamıyacak olmasının yanlış olduğunu söylemiştim.
Divan sonra bu hatadan döndü ve gerekli açıklamayı yaptı. Hepimiz insanız hata yaparız. Dünde yaptık bugün de yapacağız. Önemli olan hatadan geri dönmektir. Geri dönmek ve düzeltmek erdemliliktir. Divanımıza bu erdemliliği gösterdiği için teşekkür ediyorum. Delege, delege olmayanlar diye bir ayrım yoktur. Herkes Türk-İş ailesinin birer ferdidir. Buradaki topluluk pazara kadar değil mezara kadar birliktedir. Biz de mezara kadar birlikteyiz.
Değerli arkadaşlar,
Türk-İş’imizin 20. Olağan Genel Kurulunu yine 19. Genel Kurulu yaptığımız bu salonda yapıyoruz. Ben, uzun uzun uygulanan neo liberal politikalardan, kapitalizmin acımasız saldırılarından, IMF’in Dünya Bankasının dayatmalarından bahsetmeyeceğim. Çok değerli konuşmacı arkadaşlarım yeteri kadar bu konulardan bahsettiler. Ben önce evimizi, ailemizi konuşmak istiyorum. Bu dört yıl için ne yaptık ve gelecek dört yıl içinde ne yapmamız gerekir. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar,
Dört yıllık performansımız düşük. Notumuz kırık. Üyelerimizden halkımızdan, emekçilerimizden teşekkür notu alamadık. Bunu üzülerek söylüyorum. Kabul etmek durumundayız.
Zamanı ekonomik kullanmak adına kısa kısa özetlerle geçmek istiyorum ve bir örnekle başlamak istiyorum.
1475 sayılı İş Kanunu ve çalışma hayatı. Bugünkü 4857 sayılı İş Kanunu ve çalışma hayatı. Değerli arkadaşlar tek bir örnek vereceğim. Yasanın bütün maddeleri önemli ama en önemlilerinden birisini söyleyeyim. Temsilcilik teminatı. Bunlar, 1980 yılında yapılan faşişt diktanın getirdiği yasaların gerisine götürdüler. Sendikalar kökleri ile ayakta durur. Kökleri olmayan hiçbir şey ayakta duramaz. Nedir bizim köklerimiz. Bizim köklerimiz işçilerimizdir. Bizim köklerimiz temsilcilerimizdir. Bu arada temsilcilerimizin iş güvencesi elimizden alındı. Geçmişte 12 eylül dayatmasıyla getirilen yasalarda temsilcilerimizin iş güvencesi vardı, şimdi yok! Mutlaka bunların düzelmesi lazım. Nasıl? Değerli arkadaşlar, önce sendikal anlayışımızı değiştirelim. Öyle Amerikan tipi sendikacılık anlayışıyla bunlar olmaz. Öyle bir şey yok. Günü kurtarma politikalarıyla yarınlara ulaşmamız mümkün değil. Geldiğimiz nokta belli, geleceğimiz nokta da belli. Biraz ufkumuzu açarsak görürüz. Sendikacı ne demek? Sendikacı geleceği görmek demek. Sendikacı önümüze ne gibi zorluk gelecek, bunları görmesi lazım. Bunlar için önlem alması gerekir. Biz işte bunun için varız.
Bakın, Türkiye’de kayıt dışı denilen bir olgu var. Türkiye’de çalışanların yüzde ellisi kayıt dışı çalışıyor. Bunlar sendikasızlaştırma ve ekonomik olarak güçsüzleştirme politikaları. Türkiye’yi yönetenlerin kayıt dışının peşine düşmesine, kayıt içine alacağız diye uğraşmasına gerek yok. Memur tayin etmesine gerek yok. Sadece örgütlenmenin, sendikalaşmanın önündeki engelleri kaldırsınlar yeter. Biz takip eder, alırız kayıt içine. Bu anlamda ülkemiz kazanır. Vergisi de ödenir. SSK’sıda ödenir. İnsanlarımız da adam gibi çalışır, üretimde artar.
Değerli arkadaşlar,
Ülkemizde 22 milyon faal iş gücü var. Türkiye’de sendikalı örgütlü çalışan sayısı 600 bin. 600 bin sendikalı ve 155 sendika. Herbiri kanlı bıçaklı. Bu vaziyette nereye gideriz biz? Bunları iyi analiz etmemiz lazım. İyi düşünmemiz lazım. Ben 8 yıldır sendikamın Genel Başkanlığını yapıyorum Göreve gelir gelmez ilk söylediğimiz şey iş güvencesi. Selim Sırrı Tercan Spor Salonunda Türk-İş’in düzenlediği toplantıda da söyledim: “Bedeli ne olursa olsun hedef iş güvencesi.” Yine aynı şeyi söylüyorum.
Değerli arkadaşlar,
Avrupa Birliği, Avrupa Birliği diyoruz. Türk-İş bu konuda görüşünü netleştirmeli. Tavrını koymalı. Türk-İş’in özelleştirmelerle, anayasa ve diğer temel politikalarla ilgili görüşü, düşüncesi nedir? Hiçbir basın mensubu telefonu açıpta bu konuda ne düşünüyorsun diyor mu? Türk-İş iyi düşünmeli, ağırlığını koymalı ve tavrı net olmalı. İyi araştırmalı, analizini iyi yapıp sonuçlandırmalıdır. Bugün böyle yarın başka söylememelidir. Bu bize itibar kaybettiriyor.
Avrupa birliği diyoruz, diyoruz ama Almanya’da, İtalya’da, İspanya’da, Fransa’da iş güvencesi var. Haksız yere işten atılanlar işine geri dönüyor. Peki Türkiye’de geri dönüyor mu? Dönmüyor arkadaşlar... Yüzde doksan geri dönmüyor. Bizler bugüne kadar yüzlerce dava açtık, yüzde doksanını kazandık ama işine dönen sayısı yüzde on bile yok! Bu iş güvencesi göstermelik. Bunun altı boş. Caydırıcı değil. Haksız işten atılmaları önleyemiyor. Haksız işten atılmaları tam engelleyecek yasalar TBMM’de yasalaşmalı, Türk-İş bunun için savaşmalıdır.
İşte Belediye-İş Sendikası örgütü burada. İş güvencesi ve hak grevi için Kızılay Meydanı’nda yatmaya ve ölmeye hazır. Laf olsun diye söylemiyorum. Bu hakkı almadan oradan dönmemeye hazırız. Bunun öncülüğünü yapacak işte bu
Türk-İş. Hep birlikte değerli arkadaşlar, bireysel çözümler istemiyoruz.
20 ay 27 ay maaşını alamayan işçi arkadaşlarımız var. Biz ikramiyeleri unuttuk. Binlerce arkadaşımız kapının önüne bırakılıyor. Kimi belediye başkanları evde hanımına kızıyor, hırsını işçi arkadaştan alıyor. İki sendika var karşımızda. Belediye başkanı benim sendikama geçeceksin diye baskı yapıyor. Geçmezse direnen işçileri kapının önüne bırakıyor. Böyle binlerce arkadaşımız var. Biz bunların bireysel olarak çözülmesini istemiyoruz. Haksız işten atılmaları engelleyecek yasal düzenlemenin yapılmasını istiyoruz. Kimseden rüşvet istemiyoruz. Bu günkü anayasamızda, yasalarda çalışanın ücreti aybaşında ödenir diyor. Ödenmezse angaryadır. Angarya da anayasal şuçtur arkadaşlar... Bu suçu belediye başkanları işlemesin. Eğer bu suçu işliyorlar ödeme yapmıyorlar ise biz de işi bırakabilelim. 4857 sayılı yasa gereği ücretini alamayan işçi iş bırakabilir diyecekler ama bu bir kandırmaca. 3-4-7 ay mücadele eden işçi arkadaşlarım geçirdiği süre için bir kuruş para alabiliyor mu? Alamıyorlar. Belediye başkanı da keşke işi bıraksalar diye fırsat kolluyor. Asgari ücretten çalışacak adamlarım var diye düşünüyor. Hak grevi mutlaka yallaşmalıdır.
Değerli arkadaşlarım,
Bu sorunları çözmek için ne yapmamız lazım? Önce örgütlü olmamız lazım. Türk’İş’in örgüt olması lazım. Örgüt nedir arkadaşlar... İşte örgüt sizlersiniz...
Örgüt burası... Hak ve menfaatini korumak için bir araya gelen topluluğun adı. Yanlış yapanın karşısında, haksızlığa uğrayanın yanındadır. Örgüt o sendika bu sendikaymış diye bakmaz. Böyle bir anlayışa sahip olamaz. Benim düşüncemden değil diyemez. Örgütsel anlayışta doğulu, batılı, güneyli, kuzeyli gibi anlayışlar olmaz. Esmerdi, kumraldı, boyu uzundu, kısaydı gibi ayrımlar yoktur. Örgütsel anlayış sadece insan olduğuna bakar. Emekçi olduğuna bakar. Haksızlığa uğruyor mu uğramıyor mu ona bakar. Haksızlığa uğrayanın yanında, haksızlığın karşısındadır. Örgüt budur. Dimdik durur. Biz böyle düşünüyoruz. Yapamaz mıyız? Yaparız. Yapamazsak tarih sayfalarına suçlu olarak geçeriz.
Sevgili arkadaşlarım, her zaman söylediğim gibi yine söylüyorum:
“Yüzünü işçi sınıfına dönen Türk-İş istiyoruz.
” Gündemin peşinden sürüklenen değil, gündem yaratan Türk-İş istiyoruz.
Demokratik refleksini gösteren Türk-İş istiyoruz.
Böyle bir Türk-İş’in oluşması adına sayın Mustafa Kumlu’nun listesinden Genel Eğitim Sekreterliğine adayım. Benim sizlere referansım, Türkiye’nin her köşesinde kök salmış 1400 belediyede örgütlü belediye işçisi arkadaşlarımdır.
Referansım onlardır.
Sendikamızın Genel Başkanı Nihat Yurdakul, konuşmasını bitirince çağrısı üzerine kürsüye gelen Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Akcan ile el ele tutuşarak dostluk, kardeşlik görüntüsü oluşturdular. Ali Akcan kısa konuşmasında,” Belediye-İş sendikamızın sevgili Genel Başkanına nazik davranışından dolayı teşekkür ediyorum. Burada demokrasinin gereğini sergileyeceğiz. Türk-İş’in bir adım ileri gitmesi için mücadele vereceğiz. Pazar günü sandıktan çıkan listeye saygılıyız ve biz de emrindeyiz. Bizim de Türkiye işçi hareketine katkımız olduysa ne mutlu bizlere” dedi.
Türk-İş Kongresinde son gün seçimlere geçildi.
Seçimde 368 oy kullanıldı. Geçerli oy sayısı 361oldu. 214 oy alan Mustafa Kumlu Türk-İş Genel Başkanlığına, 196 oy alan Mustafa Türkel Genel Sekreterliğe, 243 oy alan Ergün Atalay yeniden Genel Mali Sekreterliğe, 209 oy alan sendikamızın Genel Başkanı Nihat Yurdakul Genel Eğitim Sekreterliğine, 183 oy alan Pervul Kavlak Genel Teşkilatlandırma Sekreterliğine seçildi.
Seçim sonuçları açıklandıktan sonra kürsüye gelen yeni yönetim kurulu üyeleri teşekkür konuşması yaptı.

Belediye-İş Sendikası
2 Nolu Şube Başkanlığı
www.bisenikinolusube.com

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...







