
OSTİM’DE, KAHRAMANMARAŞ'TA VE ANTALYA’DA İŞ CİNAYETLERİNİN SORUMLUSU; DENETİMSİZ, ÖRGÜTSÜZ, KAYITDIŞI ÇALIŞMAYA ZEMİN HAZIRLAYAN ZİHNİYETLERDİR…
3 Şubat 2011 tarihinde Ankara - OSTİM‘de meydana gelen iki ayrı patlamada toplam 20 işçi hayatını kaybetmiş,
53 işçi de yaralanmıştır. Diğer yandan 6 Şubat’ta Kahramanmaraş'ta termik santrale kömür sağlayan açık işletme sahasında meydana gelen göçükte 1 işçi ölmüş, 3 işçi ise yaralanmıştır.7 Şubat’ta ise Antalya Büyük Liman'daki petrol dolum tesislerindeki bir tankta meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 2 işçi yaşamını yitirmiştir.
Kimilerine göre sadece maliyet unsuru olarak görülen ve sadece rakamlardan ibaret olan bu insanların her birinin bir hikâyesi var. Kimisi genç, kimisi yaşlı, kimisi evli, kimisi ise bekar. Ortak noktaları ise, güvencesiz, denetimsiz, örgütsüz, iş sağlığı ve güvenliğinden yoksun çalışmak zorunda olmalarıdır.
Sendikal güvenceden yoksun, denetimsiz işyerlerinde çalışmak zorunda olan ve iş cinayetlerine kurban giden bu emekçilerin ölümünden, yaralanmasından bir yetkili, bir görevli kendine pay çıkaracak mı? Yoksa…
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, yöneticilerimizin tanımlamasıyla dünyanın, Avrupa’nın Ortadoğu’nun parlayan yıldızı olan ülkemizde, her 7 dakikada bir çalışan iş kazasına uğruyor, her 10 saatte bir çalışan yaşamını kaybediyor, her 6 saatte bir çalışan ise sakat kalıyor.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, ülkemizin başkentindeki sanayi bölgesinde, iş cinayetinin yaşandığı iş yerlerinde, kaç kişinin çalıştığı, kaç kişinin yaralanıp, kaç kişinin öldüğü, o işyerlerinde nelerin üretildiği yetkililer tarafından tam olarak bilinmiyor.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bir yandan güvencesiz esnek, örgütsüz ve denetimsiz çalışma koşulları can almaya devam ederken, diğer yandan da çalışma yaşamı Torba Yasa ile daha denetimsiz daha esnek daha güvencesiz hale getiriliyor.
Üstelik tüm bunlar, bütün iş kollarında teknolojinin imkânları kullanılarak ve gerekli denetimler gerçekleştirerek var olan riskleri ve bu iş cinayetlerini en aza indirebilmenin mümkün olduğu bir dönemde yaşanıyor.
İşsizliğin yıkıcı boyutları, her düzeydeki örgütsüzlük ve denetimsizlik, insanlarımızı aş için, ekmek için her türlü gayri insanı koşullarda, iş güvencesinden yoksun bir şekilde, kendilerine sunulan işi yapmak zorunda bırakıyor.
Görevleri iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak, gerekli denetimleri yapmak olan yetkililer ise; ne yazık ki insanlarımızın insanlık dışı koşullarda çalışmasına ve yaşamını kaybetmesine seyirci kalmaktan ve akla, mantığa sığmayan mazeretler üretmekten başka hiçbir şey yapmıyor.
İş cinayetleri sonucu yaşamını yitiren tüm emekçilere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabırlar dilerken, daha güvenli çalışma ve yaşama koşulları istem ve dileğimizi bir kez daha yineliyoruz.
Ulusumuzun başı sağ olsun...
Saygılarımızla.
Belediye-İş Sendikası

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...







