
Örgütlenme
Örgütlenme Politikamız
Ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan ve her biri yaygınlaşarak artan tüm sorunların temel nedeni, demokratikleşmeyi ve emeği dışlayan politikalardır.
Sosyal ve ekonomik dönüşümlerin işçilerin aleyhine gelişmesi, özelleştirmeler, sanayide yeniden yapılanma ve yoğun işsizlik; sendikaların örgütlenmesinde ciddi sorunlar ortaya çıkarmaya başlamış, sendikalar tabanlarını yitirme tehdidi ile karşı karşıya kalmışlardır.
İşçi sınıfı hareketinin gelişmesi, sendikal hareketin güçlenmesi ve varlık kazanabilmesinin temel siyasal koşulu demokratikleşmedir. Demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması geniş ölçüde işçi hareketinin oluşumuna ve etkinliğine bağlıdır. Toplumsal yaşamın her alanında demokratikleşme istemimiz sendikalar için de bir örgüt olarak varlığını koruyabilmenin, etkin olmanın ve geniş üye tabanına sahip olabilmenin koşuludur.
Sendikal hareket, ülkemizin siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullarından önemli ölçüde etkilenmektedir. Devletin yapısı, siyasi ortam ve rejim, işletmelerin türü, işçilerin kişisel tavır ve davranışları, toplumsal olaylar karşısındaki duyarlılıkları ve bu olaylara bakış açıları, işçilerin nüfus içindeki oranı, işsizlik ve istihdam durumu, kamuoyunun işçi hareketi karşısındaki tutum ve davranışları, sermayedarların bu konuda izledikleri yol ve yöntemler ve benzer unsurlar sendikacılık hareketi üzerinde etkili olmaktadır. Sendika-üye ilişkisini kuvvetlendiren mekanizmalara işlerlik kazandırılmalıdır. Yabancılaşma önlenmeli, sendikal bilinç taze tutulmalıdır.
Sendika-demokratik kitle örgütleri ve kamuoyu ilişkisi yeniden değerlendirilmeli ve kamuoyu desteği sağlanmalıdır. Hizmetler sektörünün ön plana geçmesi ve büyümesi ile küçük ölçekli işletmelerin artması göz önüne alınarak, yeni örgütlenme stratejileri geliştirilmelidir.
Ancak sorunların ortak olduğundan hareket ederek sendikalar işsiz ve sendikasız tüm çalışanlara sahip çıkabilmeli, sorunlarına çözüm üretmelidir.
Sendikalar işçilerin uzun vadeli çıkarlarına dayalı politikalar belirlemelidir. Bu politikalar toplumsal yapıda gelir dağılımını etkilemeye, üyelerinin bireysel ve kollektif haklarını geliştirecek, temel işçi haklarının gelişmesini sağlayacak biçimde oluşturulmalıdır.
Sendikal alan bir mücadele alanıdır. Sendikaların hareket alanlarını ve etkilerini azaltmak sermaye sahiplerinin her zaman gündemindedir. Kimi zaman yasalarla, kimi zaman yasaları çiğneyerek sendikal hareketi etkisizleştirirken, sendikal hareketi kendi içinde bölmek, toplumsal yaşantı içinde işlevsiz hale getirmek için çabalarını arttırmaktadırlar.
Bunun karşısında ise sendikalar bir dayanışma sandığı yada sivil toplum örgütü niteliğinden kurtulup; işçi sınıfının ve tüm emekçilerin hak ve çıkarları için mücadele eden örgütleri olmalı, yani temel görevlerini yerine getirmelidirler.
Şunu açıkça belirlemeliyiz ki, sermaye her zaman acımasızdır, yalnız işçi sınıfının ekonomik ve politik anlamda örgütlenmesi sonucu bazı gerçekleri kabul etmek, sınırlamalara boyun eğmek durumunda kalmıştır.
19. yüzyıl işçilerin hak mücadelesinde nice savaşımlara tanık olmuştur. 12-16 saatlik çalışma sürelerinden 8 saatlik çalışma süresi hakkını elde etmek için nice işçi hayatını yitirmiş, baskılara maruz kalmıştır. Gelişmiş ülkelerde işçilere dayalı, işçilerden gelen güçle yani işçilerin dişi tırnağı ile gelişen sendikacılık hareketi sosyal adaletin, sosyal güvencelerin geliştirilmesinde etkili olmuştur.
Avrupa sendikal hareketi, işçilerin sendikal bilinç düzeyinin, özgür iradelerinin gelişmesi, gönüllü katılımları ile güçlenmiş, gelişen koşullara karşı politikalar belirleyebilmiştir.
Ülkemizde ise toplumdaki her şeyin devletten beklenme geleneği sendikal bilinç ve örgütsel anlayışlara da yansımıştır. İşçiler ya tüm sorunlarının sendika tarafından çözüleceğine inanarak, ya da sadece toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için sendikaya üye olmaktadırlar. Üye kendi örgütünden uzaklaşmış, ortak çıkarlar temelinde dahi örgütsel mücadelede yerini alamamıştır. Bilinçli olarak değil zorunlu olarak sendikal hareket içinde yer almaktadırlar.
Yasalar ve çeşitli baskılar ise işçinin sendikaya üye olmasının önüne geçebilmekte, özellikle iş güvencesinin olmaması sonucu işçiler sadece işini korumak için sendikalardan uzak kalmaktadır. Ancak sendikalar üyelerinin aktif katılımı ile iş güvencesini sağlayabilirse sendikal gelişmenin önü açılabilir. Sendikamız işsizliğin, açlığın, yoksulluğun yenilmesi ve sosyal adalet, insan hak ve özgürlüklerinin genişlemesi ve yaşama geçmesi için verdiği mücadelede, sendikal faaliyetin her aşamasında üyelerinin katılımını sağlamak anlayışı ile hareket etmektedir.
Sanayileşmenin ve modern teknolojinin insanlık yararına kullanımı ve geliştirilmesi için, gelecek kuşaklara yaşanası bir dünya bırakmak için ödünsüz mücadele veren sendikamız; siyasi görüş ayrımı gözetmeyen çoğulculuk ve birlik anlayışı ile hedeflerine ulaşacaktır.
Kütahya Tunçbilek Belediye işçileri Sendikamıza Katıldı Lütfen Tıklayınız
Belediye-İş Sendikası 2 Nolu Şube Başkanlığı

219 GÜNDÜR Esenyurt belediyesinde işten atılmalara karşı mücadele eden sendika üyelerimize yeni sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediye başkanı işten atmaya devam ediyor.
Sendika Şubemizin işyeri temsilcilerine sendikamızın verdiği 1 günlük eğitim otelde yapıldı.
Esenyurtta 28 Martta tekelde 1 Nisanda eylem yapıldı. Bugüne kadar yapılan eylemlerde eylemlere katıldığımızda yada eylemlere katılmak için çağrılar yapıldığında eyleme katılanlar ile eylemlere gelenlerde görevlerini yapılmış olarak görülür.
GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE İŞTEN ÇİKARMALARA DÜŞÜK ÜÇRET POLITIKALARINA KARŞİ ÖRGÜTLEN MÜCADELETİ YÜKSELT BİRLEŞMEK İÇİN HAYDİ 1 MAYISTA TAKSİME...










